Türkiye’nin partiler arası “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında dördüncü kez toplandı; milletvekilleri demokratik reform, toplumsal uzlaşma ve kalıcı barışı amaçlayan çığır açıcı bir rapor üzerinde çalışıyor. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, sürecin aceleye getirilmeyeceğini belirterek, geniş kapsamlı ve tarihsel açıdan önemli bir metne ihtiyaç duyulduğunu vurgularken, Suriye’deki bölgesel gelişmeler ve bunların Türkiye’ye olası yansımaları hakkında da yorum yaptı.
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Pazartesi günü Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında yeniden toplandı. Siyasi partiler, demokratik reform, adalet ve toplumsal barışın temellerini atacak ortak rapor üzerinde müzakerelerini sürdürüyor.
Toplantının ardından konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Murat Emir, milletvekillerinin çalışmaların bir günde tamamlanmasını beklemediklerini belirterek, hızdan ziyade kalite ve uzlaşının ön planda olduğunu vurguladı.
Emir, “Süreç üzerinde dikkatli çalışıyoruz. Zamanlama konusunda herhangi bir baskı yok” dedi. “Ancak sürecin gereksiz yere uzatılmaması gerektiğinin de farkındayız. Gerekirse daha yoğun çalışabiliriz. Önemli olan demokratikleşmeyi, adaleti, toplumsal barışı güçlendiren bir perspektifle, önümüzdeki yıllarda da güvenilecek, toplumun bütünü tarafından benimsenecek bir metinle Türkiye’ye sunmaktır.”
Kurtulmuş Döneminde Dördüncü Toplantı
Komisyonun siyasi partilerin ve parlamento gruplarının temsilcilerinden oluşan taslak ekibi, ortak raporu sonuçlandırmak için dördüncü kez bir araya geldi. Toplantıya Kurtulmuş’un yanı sıra AK Parti Grup Başkanvekili Abdullah Güler, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, DEM Partisi İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve Yeni Yol Partisi Meclis Grup Başkanı Bülent Kaya katıldı.
Görüşmeler, Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) örgütsel yapısını feshettiğini ve çekilmeyi tamamladığını duyurmasının ardından Türkiye’nin barış ve uzlaşma sürecini kurumsallaştırmaya yönelik daha geniş bir çabanın bir parçasını oluşturuyor ve bu gelişme, 2025’in sonlarından bu yana Ankara’nın iç siyasi gündemini yeniden şekillendirdi.
Uzlaşma ve Anlaşmazlık
Parlamentoda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Emir, müzakerelerin karmaşık kaldığını, taraflar arasında hem fikir birliğinin hem de görüş ayrılığının olduğu alanlarla birlikte olduğunu kabul etti.
“Anlaştığımız konular var, ayrı kaldığımız konular da var” dedi. “Ama asıl amaç Türkiye’nin barışına, demokrasisine, adaletine, hukukun üstünlüğüne hizmet eden ortak siyasi aklın geliştirilmesidir.”
Görüşmelere katılan milletvekillerine göre taslak rapor, komisyonun ana metninin yanı sıra, başta CHP ve DEM Partisi olmak üzere, ek beyanlarla da şekilleniyor. Bu girdiler hep birlikte ana belgeyi dört temel sütun etrafında yapılandırmıştır.
Yasal Çerçeve ve Önerilen “Barış Yasası”
İlk ve en önemli sütun, barış sürecinin bireysel siyasi aktörlere veya kısa vadeli siyasi iradeye bağlı olmamasını sağlayacak dayanıklı bir yasal çerçevenin oluşturulmasına odaklanıyor. Bu önerinin merkezinde “Barış ve Demokratik Entegrasyon Yasası” taslağı yer alıyor.
Önerilen yasa, silah bırakan eski militanların yeniden entegrasyonunu düzenlemeyi, yasal siyasi hayata katılımın önündeki engelleri kaldırmayı ve terörizmin tanımını Avrupa yasal standartlarına uygun olarak netleştirmeyi amaçlıyor. Destekleyenler, bu ilkelerin hukuka dayandırılmasının öngörülebilirlik, şeffaflık ve kurumsal süreklilik sağlayacağını savunuyorlar.
Ancak bu çerçevede Türkiye’nin Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılması önerilen değişikliklerin, raporun mecliste tartışılması sürecinde siyasi açıdan en hassas konular arasında yer alması bekleniyor.
Suriye’deki Gelişmeler Türkiye’nin “Terörsüz” Girişimini Tehdit Ediyor mu?
“Umut Hakkı” ve Yargı Reformu
İkinci sütun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarından türetilen bir kavram olan “umut hakkı” da dahil olmak üzere yargı reformunu ele alıyor. Teklif, belirli bir hapis süresinden sonra ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan mahkumların periyodik olarak gözden geçirilmesine olanak sağlayacak.
Avrupa normlarına uygun genel bir hukuk ilkesi olarak çerçevelenen konu, Abdullah Öcalan ve benzer koşullardaki diğer tutukluların hukuki statülerini doğrudan etkilediği için siyasi açıdan hassastır. Milletvekilleri, raporun bu unsurunun kamuoyunda ve siyasi açıdan yoğun bir incelemeye tabi tutulacağını kabul ediyor.
Yerel Demokrasi ve Kayyum Sistemi
Yerel demokrasinin güçlendirilmesi taslak raporun üçüncü ayağını oluşturuyor. Komisyon metninde, muhalefet partileri ve uluslararası gözlemciler tarafından geniş çapta eleştirilen bir politika olan seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atanması uygulamasına son verilmesi çağrısında bulunuluyor.
Rapor, seçilmiş yetkililerin yalnızca demokratik süreçlerle görevden alınması gerektiği ilkesi için anayasal güvenceler öneriyor ve özetle “seçilenler seçim yoluyla görevden ayrılmalıdır” ifadesiyle özetleniyor.
Hakikat, Sorumluluk ve Sosyal Uzlaşma
Belki de en geniş kapsamlı öneri dördüncü sütunda ortaya çıkıyor: Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu’nun kurulması. Kurumun görevi, onlarca yıldır süren çatışmalarla bağlantılı geçmiş insan hakları ihlallerini ve toplumsal travmaları araştırmak olacak.
Taraftarlar, tarihsel mağduriyetlerle açıkça yüzleşmenin kalıcı toplumsal barış için şart olduğunu savunurken, eleştirmenler böyle bir sürecin eski yaraları yeniden açabileceği ve siyasi kutuplaşmayı derinleştirebileceği konusunda uyarıyor.
Bölgesel Bağlam ve Suriye
Emir ayrıca komşu Suriye’deki gelişmelere, özellikle de Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki anlaşmaya ilişkin yorum yaptı. Ankara’nın durumu yakından takip ettiğini söyledi.
Emir, “Ortak umudumuz, Suriye’de kimseyi dışlamayan bir anayasal demokrasi; Türkmenleri, Arapları, Alevileri, Dürzileri ve tüm toplulukları eşit şekilde kucaklayan, onları vatandaşlık altında birleştiren ve barış içinde bir arada yaşamayı sağlayan bir sistemdir” dedi.
CHP’nin Türkiye’nin böyle bir sonuca yapıcı bir şekilde katkıda bulunması gerektiğine inandığını belirterek, devleti itidal ve dengeyle hareket etmeye çağırdı. Bölgede silahların susturulmasının Türkiye’ye her zaman olumlu yansımaları olacaktır” dedi.
Mevcut Durum
Komisyon, Ocak 2026 itibarıyla ana raporun taslak aşamasını tamamlamış olup, Meclis Başkanlığı’na sunmaya hazırlanıyor. Geniş bir siyasi fikir birliği aranırken, anayasa değişiklikleri ve güvenlik mevzuatına ilişkin tartışmalar nihai anlaşma konusunda zorluk yaratmaya devam ediyor.
Sürece dahil olan milletvekilleri, önümüzdeki haftaların raporun bağlayıcı mevzuata mı dönüşeceğinin yoksa uygulanabilir reform yerine hedefleri yansıtan bir çerçeve belgesi olarak mı kalacağının belirlenmesinde kritik önem taşıyacağını söylüyor.
Ekonomi Türkiye, Türkiye gözlemcilerini farklı görüş ve görüşlerle bilgilendirmeyi amaçlamaktadır. Sitemizde yer alan yazılar mutlaka yayın kurulumuzun görüşünü temsil etmeyebilir veya onay anlamına gelmeyebilir.
İngilizce YouTube kanalımızı takip edin (REAL TURKEY):
https://www.youtube.com/channel/UCKpFJB4GFiNkhmpVZQ_d9Rg
Twitter: @AtillaEng
Facebook: Gerçek Türkiye Kanalı: https://www.facebook.com/realturkeychannel/***



