kaydeden Aslı Aydıntaşbaş
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2025 sonlarında Beyaz Saray’ı ziyaret ettiğinde yalnızca diplomatik bir zafer peşinde değildi; Türkiye’yi Orta Doğu’nun tartışmasız lideri olarak konumlandıracak bir “Büyük Strateji”nin (Büyük Strateji) Amerika’dan onayını arıyordu. Esad rejiminin dramatik çöküşünün ardından Türkiye, “Türkiye Türkiye’den büyüktür” mantrasıyla hareket ederek boşluğu doldurmak için hızla harekete geçti. Ancak deneyimli analist Aslı Aydıntaşbaş’a göre bu “Pax Turkica” vizyonu, emperyal söylem ile içi boş bir devlet ve kırılgan bir ekonominin temel gerçekliği arasında korkutucu bir uçurumla karşı karşıya.
“Trump Darbesi”: İşlemsel Bir Kardeşlik
Donald Trump’ın Oval Ofis’e dönüşü Erdoğan’a stratejik bir cankurtaran halatı sağladı. Trump’ın “güçlü adam” liderliği ve işlemsel diplomasi tercihi, Erdoğan’ın kendi yönetim tarzıyla örtüşüyor. Erdoğan, 13 Ekim Gazze ateşkesi gibi yüksek riskli müzakereler için masaya oturarak, yurt içindeki izleyicilerine Türkiye’nin bir kez daha küresel bir güç komisyoncusu olduğunun sinyalini verdi.
Destekçilerine göre bu, politikadan daha fazlasıdır; bu kaderdir. General Allenby’nin Kudüs’teki dört asırlık Osmanlı yönetimine son vermesinden bir asırdan fazla süre sonra, Erdoğan’ın Kutsal Topraklar siyasetinin kalbindeki varlığı, neo-Osmanlı ıslahının güçlü bir simgesi olarak hizmet ediyor. Ancak Aydıntaşbaş, Trump’ın dürtüsel ve yapılandırılmamış dış politikasının kalıcı bir bölgesel düzen için sağlam bir temel oluşturmadığı konusunda uyarıyor.
“Türkiye Yüzyılı”nın Üç Sütunu
Erdoğan’ın projesi, gücü ülkenin 782.000 kilometre karesinin çok ötesine taşımak için tasarlanmış üç stratejik temele dayanıyor:
-
Sert Güç ve Savunma İhracatı: Libya’dan Somali’ye ve Kafkasya’ya kadar Türk İHA’ları ve askeri danışmanları “ileri savunma” duruşu oluşturdu.
-
“Sultan’ın Hayaleti”: Osmanlı İmparatorluğu’nu istikrarın altın çağı olarak rehabilite eden, modern Türkiye’yi onun doğal halefi olarak konumlandıran devasa bir propaganda makinesi.
-
Liberal Dayanışma: “Komşularla sıfır sorun” demokratik modelinden uzaklaşan Ankara, artık pragmatizme, Sünni rejimlerle ortak değerlerden ziyade güvenlik ve ekonomik çıkarlara dayalı ittifaklar kurmaya odaklanıyor.
Suriye: Hırs Laboratuvarı
Esad sonrası Suriye, Türkiye’nin bölgesel vizyonunun temel laboratuvarı haline geldi. Ankara, Ahmed el Şara liderliğindeki yeni yönetimi destekleyerek iki kritik hedefe ulaşmayı hedefliyor: milyonlarca mültecinin gönüllü geri dönüşü ve kuzeydeki Kürt özerkliğinin tamamen ortadan kaldırılması.
Şam ile SDG arasında Ocak 2026’da imzalanan ve Kürtlerin önderliğindeki milislerin fiilen Suriye ordusu içinde eritilmesini sağlayan entegrasyon anlaşması, Ankara tarafından “tarihi bir dönüm noktası” olarak görülüyor. Bu gelişme Türkiye’nin iç barış süreciyle ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Kürtlerin bağımsızlık özlemleri Suriye’de başarılı bir şekilde “entegre edilirse” Erdoğan, PKK’yı ülke içinde etkisiz hale getirmeyi ve sonunda Kürt sorununu askeri baskı ve bölgesel diplomasi karışımı yoluyla çözen lider olarak mirasını güvence altına almayı umuyor.
Ekonomik Tavan ve “İçi Boş Devlet”
Aydıntaşbaş, bu stratejik kazanımlara rağmen kritik bir zayıflığın altını çiziyor: Türkiye bir imparatorluğu ayakta tutacak “kurumsal mekanizmaya” sahip değil.
-
Mali Kısıtlamalar: Enflasyonun 2026 başı itibarıyla hâlâ yüzde 20-30 aralığında seyretmesi nedeniyle Türkiye, Suriye’nin yeniden inşası için tahmin edilen 400 milyar dolarlık maliyeti karşılayabilecek durumda değil. Şam halihazırda bütçe desteği için Katar ve Suudi Arabistan’a bakıyor; bu da Türkiye’nin nüfuzunu Körfez sermayesi lehine kaydırabilecek bir değişiklik.
-
Kurumsal Atrofi: Yirmi yıllık aşırı merkezi yönetim, tüm karar alma süreçlerini Başkanlık Sarayı’nda yoğunlaştırdı. Tasfiyeler ve sadakate dayalı atamalar, karmaşık bölgesel geçişlerin “hasta yönetimi” için gereken teknokratik bilgi birikimini sildi.
İsrail: Hegemonik Spoiler
En acil dış zorluk Türkiye’nin İsrail’le derinleşen rekabetidir. İsrail, Güney Suriye’de kendi tampon bölgelerini (genellikle ABD’nin uyarılarına rağmen) genişletirken, iki bölgesel güç bir çatışma rotasında. Ankara, yörüngesinde güçlü, merkezi bir Suriye devleti isterken, İsrail, kuzey sınırında birleşik bir tehdidin ortaya çıkmamasını sağlamak için parçalanmış, merkezi olmayan bir Suriye’yi tercih ediyor. Bu “rekabetçi tamponlama”, İsrail’in Türk üslerine yönelik sahalara saldırması da dahil olmak üzere halihazırda doğrudan sürtüşmeye yol açtı.
Sonuç: Hayal ile Yetenek Arasındaki Boşluk
Ortalama bir Türk vatandaşı için “imparatorluğun ihtişamı” çoğu zaman yüksek hayat pahalılığına karşı verilen günlük mücadeleden kopmuş gibi geliyor. Aslı Aydıntaşbaş’ın analizi, Erdoğan’ın padişah hayalleri besleyebileceğini ancak modern Türkiye’nin iç kırılganlıklar nedeniyle aksadığını gösteriyor. Türkiye şüphesiz Suriye’de baskın bir güç ve önemli bir bölgesel oyuncu olmaya devam edecek, ancak “Pax Turkica” vizyonu nihayetinde bir liderin büyük tutkusu ile bir ülkenin gerçek gerçekleştirme kapasitesi arasındaki uçurumun bir hatırlatıcısı olarak hatırlanabilir.
Ekonomi Türkiye, Türkiye gözlemcilerini farklı görüş ve görüşlerle bilgilendirmeyi amaçlamaktadır. Sitemizde yer alan yazılar her zaman yayın kurulumuzun görüşünü temsil etmeyebilir veya onay teşkil etmeyebilir.
İngilizce YouTube kanalımızı takip edin (GERÇEK TÜRKİYE): https://www.youtube.com/channel/UCKpFJB4GFiNkhmpVZQ_d9Rg
Twitter: @AtillaEng
Facebook: Gerçek Türkiye Kanalı: https://www.facebook.com/realturkeychannel/



