A 44 ülkeden toplam 114 Kur’an-ı Kerim el yazması İstanbul’da sergileniyor ve aynı kutsal metnin farklı dönem ve bölgelerde nasıl yazıldığını, basıldığını ve görsel olarak şekillendirildiğini gösteren nadide örnekleri bir araya getiriyor.
Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi’nde düzenlenen sergi, 17 Ocak’a kadar açık kalacak ve “Altın Harfler: 114 Mushaf, Tek Kelime” başlığıyla izleyiciyle buluşacak.
Bir sergi, aynı kutsal metnin birçok biçimi
Sergi, İslam dünyasından ve ötesinden el yazmalarını (mushaf: Kur’an’ın yazılı veya basılı bir kodeksi) sıralamayı amaçlıyor; böylece ziyaretçiler, erken dönem, düz çizgi düzenlerinden, kendine özgü oran, ritim ve denge oluşturan daha sonraki kaligrafi okullarına kadar değişen görsel dili takip edebilirler.
114 sure ve 114 fikir üzerine kurulu bir kavram
Genel koordinatör Abdullah Dide Şentürk, eserlerin yurtdışında yetim ve yoksul çocuklar için festivaller düzenlemek, geliri Gazze’ye bağışlanan Filistin temalı ürünler üretmek gibi faaliyetler yürüten “mynameislam” platformunun koleksiyonundan geldiğini söyledi.
Ekibin farklı ülkelere seyahat etmesiyle koleksiyonun büyüdüğünü ve sergi konseptinin de bu doğrultuda şekillendiğini anlattı. Kuran’ın yapısı.
Şentürk, serginin üç bölümden oluşan bir bağlantı etrafında kurulduğunu söyledi: 114 sure, 114 el yazması ve 114 kavram. Her el yazması belirli bir surede açık bir şekilde sergileniyor ve o sureye bağlı bir anahtar kavram, organizatörlerin surenin ana mesajı olarak gördükleri şeyi yansıtacak şekilde onun önüne yerleştiriliyor.
Öne çıkan özellikler 1698 Latin baskısından Afrika öğrenme panolarına kadar uzanıyor
En dikkat çekici eserler arasında, Şentürk’ün serginin en eski eseri olarak tanımladığı eser yer alıyor: 1698’de Hamburg’da “Al Corani” adıyla basılan Latince Kur’an-ı Kerim, Batı’nın erken dönem basım tarihine bir pencere olarak sunuluyor.
Sergide ayrıca Iraklı hattat İbn el-Bawwab’a ait bir el yazmasının yanı sıra Çad, Mısır ve Sudan’dan el yazması eserler de yer alıyor.
Bunların yanı sıra ziyaretçiler, prestijli eserlerin tıpkıbasımlarını ve Şeyh Hamdullah, Ahmed Karahisari ve Şekerzade Seyyid Mehmed gibi önemli Osmanlı hattatlarıyla bağlantılı örnekleri de görebiliyor.
Gösteride ayrıca Afrika’nın bazı bölgelerinde çocukların ezber yaparken kullandıkları ahşap tahtalar olarak tanımlanan “loh” tahtaları da yer alıyor. Kuran.
Bir başka sergide Mısır’dan gelen, turkuaz ve diğer taşlarla süslenmiş, Felak, Nas ve İhlas surelerini taşıyan üç parçalı bir eser yer alıyor; ayrı bir kutuda ise büyük oranda el yazısı ve bazı durumlarda deri üzerine yazılmış minyatür el yazmaları bulunuyor.
Nadir belgeler, Gazze bağlantılı satışlar ve daha geniş platform vitrini
Şentürk, ziyaretçilerin sadece sergileri gezmekle kalmayıp, sergide yer alan kavramların tartışıldığı programlara da katılabileceklerini söyledi.
He added that, besides manuscripts, the venue includes certain decrees and certificates from earlier periods, as well as calligraphy panels put up for sale to benefit Gaza, while noting that the manuscripts themselves are not sold.
Sergide ayrıca, grubun Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’dan İsviçre ve Almanya’ya kadar kurumlara, vakıflara, sivil toplum gruplarına, okullara ve destinasyonlara gönderdiği daha geniş bir ürün yelpazesinden derlenen, “mynameislam” platformu tarafından hazırlanan Filistin temalı ürünlerden oluşan bir seçkiye de yer veriliyor.
Sergi, 17 Ocak’a kadar her gün 10.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.



