Yönetmen Turgut Demirağ 1950’lerde Hollywood’u Türk sinemasına nasıl getirdi?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

TUrgut Demirağ, Hollywood yapım pratiklerinin Türk sinemasına kazandırılmasında merkezi bir rol oynadı.

Kariyeri, Amerikan stüdyo disiplinini gelişen ulusal film endüstrisinin tutkularıyla birleştirme çabasını yansıtıyordu. Teknik standartları genişleten, yeni türleri keşfeden ve Türk sinemasını daha büyük ölçekli hikaye anlatıcılığına iten filmler yönetti, yapımcılığını üstlendi ve yazdı.

1921 yılında Sivas’ta doğan Demirağ, Amerika’da sinema eğitimi alan ve Hollywood stüdyolarında eğitim alan ilk Türk sinemacılardan biri oldu. Daha sonra Türkiye’ye döndü ve profesyonel film yapımcılığına adanmış ilk yapım şirketlerinden birini kurdu. Edebi uyarlamalardan tür sinemasına ve yüksek bütçeli projelere kadar uzanan çalışmaları Türk sinema tarihinde kalıcı bir iz bıraktı.

Turgut Demirağ kimdir?

Demirağ, eski Sivas milletvekili Abdurrahman Naci Demirağ’ın oğluydu. İlk öğrenimini Sivas’ta tamamladıktan sonra İstanbul’da Boğaziçi ve Kabataş liselerinde okudu.

1939’da ziraat mühendisliği okumak için Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. Sinemaya olan ilgisi onu 1941’de bölüm değiştirmeye ve Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde sinema çalışmalarına kaydolmaya yöneltti.

Demirağ, üniversite yıllarında Hollywood stüdyolarında stajyer olarak çalıştı. Leo McCarey, Alexander Marshall, Cecil B. DeMille ve Raoul Walsh gibi yönetmenlerin yapımlarında yer aldı.

Bu dönem onun film yapımı yaklaşımını şekillendirdi ve Amerikan yapım sistemlerine doğrudan maruz kalmasını sağladı. 1945 yılında Türkiye’ye döndü ve babasının adının baş harflerini kullanarak And Film şirketini kurdu.

Türk yönetmen Demirağ ABD’de Hollywood eğitimi alıyor

Turgut Demirağ’ın yönetmenlik yaptığı ilk film, 1946 yılında Reşat Nuri Güntekin’in “Bir Dağ Masalı” adlı eserinden uyarlanan film oldu. Yapım, döneminin en yüksek bütçeli Türk filmi oldu. Daha sonra Yerli Film Yapanlar Cemiyeti’nin düzenlediği yarışmada En İyi Film ödülünü aldı.

Sinemada teknik yeniliklerin peşindeydi. 1947 yılında Türkiye’nin ilk uzun metrajlı animasyon filmi olarak kabul edilen Evvel Zaman İçinde’nin çalışmalarına başladı. Hazırlık dört yıl sürdü. Film negatifleri Technicolor baskı için Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderildi. Plaklar orada kayboldu ve film hiçbir zaman izleyicilere ulaşmadı.

Demirağ, Amerikan tarzı bir film dilini benimsemiş ve teknik kaliteye önem vermiştir. “Hülya”, “Kanlı Taşlar” (Kanlı Taşlar), “Fato: İstiklal ya Ölüm” (Fato/Ya İstiklal Ya Olum) gibi filmlerin yönetmenliğini yaptı. 1953 yapımı “Drakula İstanbul’da” (Drakula İstanbul’da) Türk sinemasının ilk korku filmlerinden biri oldu.

Demirağ’ın Türk sinemasındaki başarıları, film ödülleri

1960’lı yıllarda Demirağ, “Kumba’dan Rumba’ya” (Cumbadan Rumbaya), “Çanakkale Aslanları” (Çanakkale Aslanları), “Kadın Avcılar” (Kadın Avcıları), “Abbase Sultan” ve “Farklı Dünyalar” (Ayri Dünyalar) gibi yapımlar izleyiciyle buluşuyor.

1965 yılında Aşk ve Kin (Aşk ve Kin) adlı filmin yönetmenliğini, yapımcılığını ve yazarlığını yaptı. Filmde Cüneyt Arkın, Belgin Doruk ve Turgut Özatay rol aldı. İkinci Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film ödülünü kazandı.

Demirağ, kariyeri boyunca 18 film yönetti ve 17 filmin senaryosunu yazdı. Bir dönem Türk Film Yapımcıları Derneği’nin başkanlığını da yaptı. Ayrıca daha sonra San Sineması olarak anılacak mekanın kurucusudur.

1974 yılında Domatesler ve Silahlar’ı yönettikten sonra sinemayı bırakıp Amerika’ya yerleşti. Ömer Turgut Demirağ, 14 Ocak 1987’de 65 yaşında İstanbul’da vefat etti. Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Yönetmen Turgut Demirağ 1950’lerde Hollywood’u Türk sinemasına nasıl getirdi?
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Kaynak Haber Ajansı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin