Yeşil Büyüme Artık Bir Seçim Değil, Türkiye’nin Bir Sonraki Ekonomik Kırılma Noktası

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yazan Ekonomist Volkan Öngöl, Köşe Yazarı, DÜNYA


Küresel ekonomi sürdürülebilirliğe doğru kayarken, Türkiye belirleyici bir dönüm noktasıyla karşı karşıya. Yeşil büyüme artık çevresel bir lüks değil, ekonomik bir gerekliliktir. Enerji bağımlılığından AB’nin karbon sınır vergilerine, yeni yeşil işlerden finansman ihtiyaçlarına kadar Türkiye’nin rekabetçi kalabilmesi ve uzun vadeli refahı güvence altına alabilmesi için yeşil dönüşümü benimsemesi gerekiyor.


Sınırlarında Küresel Ekonomik Model

Onlarca yıldır dünya ekonomisi doğal kaynakların sınırsız olduğu yanılsaması altında işledi. O dönem bitti. Çevresel bozulma, derinleşen iklim riskleri ve genişleyen eşitsizlik, geleneksel büyüme modellerindeki kusurları ortaya çıkardı.

Bugün küresel ekonomi yeni bir aşamaya giriyor. Sürdürülebilir büyüme ve yeşil geçiş. Türkiye için bu değişim artık isteğe bağlı değil. Gelecekteki rekabet gücünün, makroekonomik istikrarın ve uzun vadeli refahın temelidir.


Makroekonomik Gerçeklik: Riskler ve Fırsatlar

Yeşil ekonomi girişimleri, ekonomik büyümeyi desteklerken, kaynak verimliliğini artırarak ve eşitsizliği azaltırken karbon emisyonlarını azaltmayı amaçlıyor. Türkiye örneğinde bu, istek uyandıran bir “vizyon”dan, bir vizyona dönüşmüştür. stratejik ekonomik gereklilik.

gibi stratejik çerçeveler 12. Kalkınma Planı ve Yeşil Anlaşma Eylem Planı Döngüsel üretimi ve iklim uyumlu politikaları merkeze yerleştirerek bu yönü zaten resmileştirdik. Ancak geçiş hem önemli riskler hem de dönüştürücü fırsatlar taşıyor.


1. Cari Açık ve Enerji Bağımlılığı

Türkiye’nin en kalıcı makro zayıflığı enerji kaynaklı cari açığıdır. Yeşil geçiş doğrudan bu güvenlik açığını hedef alıyor.

Agresif yatırım güneş, rüzgar ve jeotermal kapasitesi Türkiye’nin enerji ithalat faturasını kalıcı olarak azaltabilir. Temiz enerji teknolojilerinin yerelleştirilmesi aynı zamanda aşağıdakiler gibi yeni, yüksek değerli imalat sektörlerini de destekleyecektir:

Daha temiz bir enerji sistemi yalnızca çevresel bir öncelik değil aynı zamanda stratejik bir endüstriyel fırsattır.


2. İhracatın Geleceği ve AB’nin Karbon Sınırı Ayarlama Mekanizması (CBAM)

Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan AB, halihazırda Karbon Sınırı Ayarlama Mekanizması (CBAM). Yüksek emisyonlu Türk ihracatçıları yeni mali cezalarla karşı karşıya kalıyor ve bu da rekabet güçlerini zayıflatıyor.

Ancak CBAM aynı zamanda bir katalizördür.

Yeşil standartları erken benimseyen firmalar şunları yapabilir:

  • AB’deki pazar payını korumak,

  • Giderek düşük karbonlu üretim talep eden yeni küresel pazarlara girmek,

  • Marka değerini ve dayanıklılığını artırın.

Modern ticarette, sürdürülebilirlik rekabet gücüdür.


3. Yeşil İşler ve İnsan Sermayesi

Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, geri dönüşüm ve atık yönetimine bağlı sektörler dünya çapında hızla genişliyor ve Türkiye de bir istisna değil.

Uluslararası tahminler gösteriyor yüzbinlerce yeni yeşil iş Türkiye’de 2030 yılına kadar ortaya çıkabilir. Ancak bu pozisyonlar aşağıdaki konularda eğitilmiş bir iş gücü gerektirir:

Bu, mesleki eğitim sistemlerinin ve üniversite müfredatının ülkenin yeni sanayi gidişatına uyum sağlayacak şekilde acilen uyarlanması gerektiği anlamına geliyor.


Politika Boyutu: Finansman ve Karbon Fiyatlandırması

Yeşil dönüşüm gerektirir büyük sermaye yatırımı. Küresel sürdürülebilir finansmana erişebilmek için Türkiye’nin ölçek artırırken makroekonomik istikrarı da sağlaması gerekiyor:

  • yeşil tahvil ihracı,

  • sürdürülebilirlikle bağlantılı krediler,

  • iklim uyumlu uluslararası finansman mekanizmaları.

En kritik yapısal araç, karbon fiyatlandırması. İster emisyon ticareti sistemi ister karbon vergisi yoluyla olsun, Türkiye’nin yüksek emisyonlu sektörleri düşük karbonlu yola doğru yönlendirecek şeffaf, güvenilir bir mekanizmaya ihtiyacı var.

KOBİ’ler için, yeşil geçişin kapsayıcı olmasını ve büyük şirketlerle sınırlı olmamasını sağlamak için özel teknik ve mali destek gerekli olacaktır.


Gecikmenin Maliyeti Ağır Olacak

Türkiye için yeşil ekonomi bir politika tercihi değil, uzun vadeli ekonomik güvence arayan bir devlet için geçerli tek yöndür. Geçiş kısa vadeli ayarlama maliyetleri getirse de uzun vadeli kazanımlar şunları içerir:

  • Daha güçlü küresel rekabet gücü,

  • kalıcı enerji güvenliği,

  • cari açığın daha düşük olması,

  • Daha dayanıklı bir makroekonomik yapı.

Bu değişimin ertelenmesi maliyetleri artıracak, ihracat pazarlarını daraltacak ve Türkiye’nin küresel risklere maruziyetini artıracaktır.

Stratejik politika oluşturma, kararlı liderlik ve derin kamu-özel sektör işbirliğiyle yeşil dönüşüm, Türkiye’nin büyüme öyküsünün yeni ve dayanıklı temeli haline gelebilir.

Ekonomi Türkiye, Türkiye gözlemcilerini farklı görüş ve görüşlerle bilgilendirmeyi amaçlamaktadır. Sitemizde yer alan yazılar mutlaka yayın kurulumuzun görüşünü temsil etmeyebilir veya onay anlamına gelmeyebilir.


İngilizce YouTube videolarımızı @ REAL TURKEY’de ve içeriklerimizi Twitter’da takip edin: @AtillaEng.
Facebook: Gerçek Türkiye Kanalı.

Yeşil Büyüme Artık Bir Seçim Değil, Türkiye’nin Bir Sonraki Ekonomik Kırılma Noktası
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Kaynak Haber Ajansı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin