Türkiye Reel Ekonomisi 2026’ya Yüksek Kur Riskiyle Girdi

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Özet:


Türkiye’nin finans dışı şirketler sektörü 2026’ya keskin bir şekilde artan döviz uyumsuzluğuyla girdi ve bu da şirketleri döviz kuru şoklarına karşı giderek daha savunmasız hale getirdi. Merkez bankası verileri, döviz yükümlülüklerinin döviz varlıklarından çok daha hızlı arttığını ve net açık döviz pozisyonunun artık firmalara özel bilanço endişeleri yerine makroekonomik risk oluşturabilecek seviyelere taşındığını gösteriyor.


Küresel ekonomik belirsizlik, jeopolitik gerilimler ve finansal parçalanma yoğunlaşmaya devam ederken, Türkiye’nin reel sektör şirketleri 2026 yılına artan döviz riskiyle karşı karşıya başladı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Ekim 2025’e ait son verilerine göre, finansal olmayan firmalar, büyük ölçüde agresif döviz cinsi borçlanmaların etkisiyle geçtiğimiz yıl net döviz açık pozisyonlarını keskin bir şekilde genişletti.

TCMB rakamları, 2025 yılının ilk 10 ayında reel sektör şirketlerinin döviz varlıklarını yüzde 11,6 artışla 175,46 milyar dolara, döviz yükümlülüklerini ise yüzde 17,4 artışla 358,26 milyar dolara yükselttiğini gösteriyor. Sonuç olarak, net döviz açık pozisyonu Ekim ayı itibarıyla 34,9 milyar dolar veya %23,6 artarak 182,8 milyar dolara ulaştı.

Bu artışın boyutu ve hızı, şirketlerin döviz kuru istikrarının devam edeceği varsayımı altında faaliyet gösterdiğini ve kur riskine karşı anlamlı bir koruma sağlayamadıklarını gösteriyor. Analistler, döviz açığının “korunma eksikliği” sorununun ötesine geçtiğini ve sistemik kırılganlık alanına girdiğini ve kurda dalgalanma olması durumunda firmaları potansiyel olarak ciddi bilanço stresine maruz bıraktığını belirtiyor.


Yurt Dışı Yatırımlardan Kaynaklanan Varlık Büyümesi

Döviz varlıklarındaki artış büyük ölçüde yurt dışına doğrudan yatırımlardan kaynaklanmıştır. Dönem içinde döviz varlıklarındaki 18,2 milyar dolarlık artışın 7,47 milyar doları yurtdışındaki doğrudan sermaye yatırımlarından geldi.

Ek artışlar şu ülkelerde kaydedildi:

  • Yurt içi ve yurt dışında tutulan döviz mevduatları (+5,26 milyar dolar),

  • İhracat alacakları (+4,81 milyar dolar),

  • Döviz cinsi menkul kıymet portföyleri (+692 milyon$),

  • Türev varlıklar (+13 milyon dolar).

Ekim 2025 itibarıyla reel sektörün döviz varlıkları aşağıdaki gibidir:

  • 74,76 milyar dolar döviz mevduatı,

  • 54,12 milyar dolarlık ihracat alacakları,

  • Doğrudan yatırımlarda 33,33 milyar dolar,

  • Türev varlıklarda 10,76 milyar dolar,

  • 2,48 milyar dolarlık döviz menkul kıymet varlığı.

Aktif büyümesi çeşitlenmeye devam ederken yükümlülüklerdeki büyümenin çok gerisinde kaldı ve kur uyumsuzluğunu yoğunlaştırdı.

2026 Yılında Türkiye Ekonomisi: Enflasyonla Mücadele, Yapısal Dönüşüm ve Çok Boyutlu Riskler


YP Kredi Büyümesi Yükümlülük Genişlemesinde Baskın Oluyor

YP yükümlülüklerdeki keskin artışta ağırlıklı olarak döviz nakdi kredilerdeki artış etkili oldu. Ödenmemiş döviz cinsi nakit krediler on ayda %18,9 artarak 2024 sonunda 249,5 milyar dolardan Ekim 2025 itibarıyla 47,0 milyar dolar artışla 296,5 milyar dolara yükseldi.

Bu toplamın:

  • 177,7 milyar doları yurt içi bankalar ile faktoring ve leasing şirketleri gibi banka dışı finansal kuruluşlardan sağlanan döviz kredilerinden oluştu.

  • 118,8 milyar dolar yabancı bankalardan geldi.

Net döviz borçlanmaları dönem içerisinde yurt içi kaynaklardan yaklaşık 26,5 milyar dolar, dış borç verenlerden ise 20,2 milyar dolar arttı.

Buna karşılık, ithalata bağlı döviz borçları 250,9 milyon dolar düşüşle 48,0 milyar dolara geriledi; bu da döviz maruziyetindeki artışın ticari faaliyetten değil finansal borçlanmadan kaynaklandığını gösteriyor. Bu arada, türev yükümlülükler %87,4 artarak 6,38 milyar dolar artarak 13,68 milyar dolara yükseldi; bu durum, bazı firmaların kur riskini yönetme (ama etkisiz hale getirmeme) çabalarını yansıtıyor.


2026’da Küresel Risk Ortamı

2026 küresel finansal görünümü bu kırılganlıkları daha da artırıyor. Temel senaryolar, Federal Reserve ve Avrupa Merkez Bankası’nın politika faizlerini düşürmeye başlayacağını öngörüyor ancak reel faiz oranlarının pozitif kalması bekleniyor. ABD dolarının keskin bir yapısal düşüş yaşamak yerine değişken ancak dirençli kalması bekleniyor.

Bu ortam, döviz cinsinden borçlanmanın artık fahiş derecede pahalı olmayabileceğini, ancak döviz kuru oynaklığının daha zarar verici hale gelebileceğini gösteriyor. Şirketler için birincil risk artık yalnızca yüksek faiz maliyetleri değil, kalıcı ve öngörülemeyen kur dalgalanmalarıdır.

2026 için temel küresel risk faktörleri şunları içerir:

  • Artan jeopolitik gerilimler,

  • Küresel ticarette parçalanma,

  • Çin kaynaklı talep şokları,

  • ABD’de seçim sonrası mali tartışmalar.

Küresel risk iştahındaki ani bir bozulma, döviz likiditesini hızla sıkılaştırabilir, yeniden finansman maliyetlerini artırabilir ve riskten korunmayan şirketleri açıkta bırakabilir.


Kurumsal Riskten Ülke Riskine

Net döviz açık pozisyonu 183 milyar dolara yaklaşan Türkiye reel sektörü artık makroekonomik bir risk kanalını temsil ediyor. Analistler, kurumsal bilançoların bu kadar büyük döviz uyumsuzlukları taşıdığı bir dönemde döviz kuru istikrarının artık yalnızca para politikası yoluyla savunulamayacağını savunuyor.

Bu ölçekte, döviz şokları yaygın bilanço stresini tetikleme riski taşıyor ve döviz riskini şirketlerden devlete ve merkez bankasına etkili bir şekilde aktarıyor. Bu durum, kısa vadeli işletme sermayesi ihtiyaçlarından ziyade kurumsal finansman modelindeki yapısal zayıflıkları vurgulamaktadır.

Veriler, dış borçlanma artarken ihracat alacakları gibi ticarete bağlı döviz girişlerinin aynı hızda artmadığını gösteriyor. Bu, ekonomistlerin sürdürülemez olarak gördüğü dengesizliğin, döviz kaynaklarının üretim ve ihracat kapasitesinden ziyade borçlanma yoluyla üretildiğini gösteriyor.


Döviz Denkleminde Yapısal Bir Değişim

Daha önceki dönemlerde para birimindeki değer kaybının ihracatçılar açısından dış dengesizlikleri hafifleten destekleyici bir etkisi olduğu düşünülüyordu. Bu dinamik zayıfladı. Bugün pek çok Türk üretici ve ihracatçı ağırlıklı olarak ithal girdilere bağımlıyken, finansman maliyetleri dövize sıkı sıkıya bağlı kalıyor.

Sonuç olarak döviz kurundaki artışlar artık rekabet gücünü artırmak yerine maliyetleri şişiriyor ve bilançolara zarar veriyor. Döviz oynaklığı stratejik bir avantaj olmaktan çıktı ve ihracatçı firmalar için bile temel bir stres faktörü haline geldi.


Görünüm

2026 yılına girerken Türkiye’de reel sektör yapısal olarak daha kırılgan bir ortamla karşı karşıyadır. Döviz cinsinden borçlanmada anlamlı bir azalma, daha güçlü riskten korunma uygulamaları veya ihracata dayalı döviz üretiminin iyileştirilmesi olmadan, firmalar kur şoklarına karşı yüksek düzeyde maruz kalmaya devam edecek.

Ekonomistler, küresel belirsizliğin damgasını vurduğu bir yılda döviz kuru oynaklığının faiz oranlarından daha yıkıcı olabileceği, bunun da şirketlerin döviz riskini Türkiye’nin genel makroekonomik istikrarı açısından en kritik risklerden biri haline getirebileceği konusunda uyarıyor.

Naki Bakır, DÜNYA


ÖNEMLİ AÇIKLAMA: PA Türkiye, Türkiye gözlemcilerini farklı görüş ve görüşlerle bilgilendirmeyi amaçlamaktadır. Web sitemizdeki makaleler mutlaka yayın kurulumuzun görüşünü temsil etmeyebilir veya onay olarak değerlendirilmeyebilir.

İngilizce YouTube kanalımızı takip edin (REAL TURKEY):
https://www.youtube.com/channel/UCKpFJB4GFiNkhmpVZQ_d9Rg

Twitter’da: @AtillaEng
Facebook: Gerçek Türkiye Kanalı — https://www.facebook.com/realturkeychannel/

Türkiye Reel Ekonomisi 2026’ya Yüksek Kur Riskiyle Girdi
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Kaynak Haber Ajansı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin