“Barış Parçalarla İnşa Edilemez”: Tuncer Bakırhan, Suriye ve Türkiye’deki Kürt Mücadelesini Anlatıyor
Halep ve çevre bölgelerde son dönemde yaşanan gerilimin ardından Kuzey Suriye’nin jeopolitik manzarası sismik bir değişime uğrarken, bunun Kürt halkı ve Türkiye’nin kendi iç barış süreci üzerindeki etkileri siyasi söylemin merkezine taşındı. Bu gelişmelerin özel bir değerlendirmesinde, DEM Partisi Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan mevcut durumu bir son olarak değil, “fırtınanın ortasında gemiyi yönetmeye yönelik kritik bir manevra” olarak tanımlıyor.
Bakırhan’ın içgörüleri, Suriye’deki askeri manevraların yakın zamanda Ankara’da tartışılan barışın “uzatılan eli” ile nasıl derinden iç içe geçtiğine dair ciddi bir bakış sunuyor. Mesajı açık: Türkiye’de demokratik bir geleceğe giden yol, Suriye’deki Kürtlerin statüsünden ayrılamaz.
Başarısızlık Efsanesi: Suriye’de Kürtlerin Kazanımı
Bazı analistler son dönemdeki toprak değişimlerini Kürtlerin emelleri açısından bir gerileme olarak görürken, Bakırhan gerçeğin daha kalıcı olduğunu savunuyor. “Kazanımları yalnızca savaşların sonuçlarına göre okumak yanıltıcıdır” dedi. “Suriye’de Kürtler kendi topraklarında, kendi kimlikleriyle kalıcı hale geldi. Bu başarıyı küçümsemek, yıllardır yürütülen mücadeleye haksızlık olur. Savaşın gürültüsü müzakere masasının dilini boğmamalı.”
He revealed that PKK leader Abdullah Öcalan had contact with Rojava prior to the recent clashes in Aleppo, emphasizing that the Kurdish movement remains a strategic actor despite the chaos. Ancak son on gün süren çatışmaların, büyük ölçüde bölgesel güçlerin algılanan rolü nedeniyle Kürt ruhunu yakın tarihte belki de başka zamanlardan daha olumsuz etkilediğini belirtti.
“10 Mart Anlaşması”nın Başarısızlığı
Önceki diplomatik çerçevelerin çöküşüne değinen Bakırhan, Halep’e yönelik saldırının etkili bir şekilde savaşın sona erdiğinin sinyalini verdiğini kaydetti. 10 Mart Anlaşması. Anlaşmayı, ihanetin ve yerine getirilmeyen sözlerin hatırasını geride bırakan “acı bir deneyim” olarak nitelendirdi.
Bakırhan, “Şam’daki görüşmelerin tam sonucunu bilmiyoruz ancak Kürtlerin siyasi, idari, kültürel ve hukuki haklarını güvence altına alan yeni, demokratik bir anlaşmaya ihtiyaç olduğu açık” dedi. Önceki statükonun artık geçerli olmadığını ve Suriye’de gelecekteki istikrarın Kürt kimliğinin anayasal olarak tanınması üzerine inşa edilmesi gerektiğini savundu.
Türkiye’nin Rolü: HTŞ’ye Destek ve Stratejik Çelişkiler
DEM Partisi liderinin en sert eleştirilerinden biri Türkiye’nin mevcut dış politikasıyla ilgili. Bakırhan, Türkiye’nin, benzer grupların gerçekleştirdiği saldırılara askeri, diplomatik ve manevi destek sağladığını ileri sürdü. Hayat Tahrir El Şam (HTS).
Bakırhan, “MHP Lideri Devlet Bahçeli, Türk-Kürt stratejik ilişkilerinden bahsederken Suriye’de farklı bir gerçeklikle karşılaştık” dedi. “Hükümet HTŞ ile stratejik ilişki geliştirerek Kürtlere karşı konumlanmıştır. Bu zihniyetin amacı yalnızca Kürt düşmanlığına ‘yakıt’ bulmaktır ve bu yakıt bugün Halep’teki Kürt mahallelerine yapılan saldırıdır.”
Geçtiğimiz günlerde Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) barış sürecini “vurmaya” teşebbüs etmekle suçlayan iktidar partisi sözcüsü Ömer Çelik’e doğrudan yanıt verdi. Bakırhan ise şöyle karşılık verdi: “Sürece yönelik grev, topraklarını savunan Kürtlerden değil, Kürt mahallelerine saldıran Selefi grupları alkışlayan, cesaretlendirenlerden geliyor.”
Ankara ile Rojava Arasındaki Bağlantı
Bakırhan’ın iddiasının özünde “barış birliği” yatıyor. Türk hükümetinin ülke içindeki “Barış ve Demokratik Toplum Sürecini” Suriye politikasından ayırma çabalarının başarısızlığa mahkum olduğu konusunda uyarıyor. Hükümetin demokratik reformları geciktirmek için kullandığı (genellikle Suriye’deki istikrarsızlığı öne süren) bahanelerin artık tükendiğini savundu.
“Ankara’da uzatılan el, Suriye’de yumruğa dönüşemez” uyarısında bulundu. “Böyle bir çelişki süreci zehirlemektedir. Demokratik bir Suriye sisteminde Kürtlerin anayasal haklara kavuşması Türkiye’de ‘Demokratik Cumhuriyet’ vizyonunun temelini oluşturmaktadır. Kürtler her iki ülkede de eşit bileşenler olduğunda, Türkiye’nin ‘güvenlik’ adı altında yürüttüğü politikalar anlamsız hale gelecektir.”
Muhalefete uyarı
Bakırhan ayrıca Türkiye’deki muhalefet partilerine de bir mesaj göndererek onları Suriye’deki şiddete karşı daha aktif bir duruş sergilemeye çağırdı. Bugünkü sessizliğin yarın pişmanlığa yol açacağı konusunda uyardı.
Bugün Suriye konusunda sessiz kalanlar, yarın Türkiye’deki etkilerini gördüklerinde itiraz etmek için çok geç kalmış olacaklar” dedi. Suriye’de laiklik, adem-i merkeziyet ve hukukun üstünlüğü mücadelesinin bu değerlerin Türkiye’de yaşatılmasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.
Duygusal Kopukluk: Güven Krizi
Son dönemde Kars gibi şehirlere yaptığı ziyaretleri değerlendiren Bakırhan, Kürt nüfusu arasında derin bir “duygusal kopuş” yaşandığına dikkat çekti. Türkiye’de Suriye’deki Kürt bölgelerine yönelik saldırılara ilişkin “zafer kutlamaları”nın körüklediği derin öfke duygusunu anlattı.
“Hükümet sözcüleri, Türk-Kürt ilişkilerinde büyük yaralar açacak bir tutum benimsiyor.” “‘Kürtlere karşı değiliz’ diyebilirler ama gerçeği belirleyemezler. Gerçek, Kürt halkının bu olayları nasıl yorumladığı ve hissettiğiyle belirlenir. İster sınırın bu tarafında ister bu tarafında olsun, Kürt Kürttür. Barış, haritaya bakarak değiştireceğiniz bir duruş değil, tutarlılık gerektiren ahlaki ve siyasi bir tercihtir.”
Suriye yeni ve belirsiz bir döneme girerken Bakırhan’ın sözleri, DEM Partisi için “barış masasının” tüm bölgeyi kapsayacak kadar geniş olması gerektiğini, aksi takdirde kendi çelişkilerinin ağırlığı altında çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını hatırlatıyor.
Ekonomi Türkiye, Türkiye gözlemcilerini farklı görüş ve görüşlerle bilgilendirmeyi amaçlamaktadır. Sitemizde yer alan yazılar her zaman yayın kurulumuzun görüşünü temsil etmeyebilir veya onay teşkil etmeyebilir.
İngilizce YouTube kanalımızı takip edin (GERÇEK TÜRKİYE): https://www.youtube.com/channel/UCKpFJB4GFiNkhmpVZQ_d9Rg
Twitter: @AtillaEng
Facebook: Gerçek Türkiye Kanalı: https://www.facebook.com/realturkeychannel/



